Lefkoşa
Buzdağının Görünmeyen Yüzü: Çocuk ve Şiddet

Buzdağının Görünmeyen Yüzü: Çocuk ve Şiddet

Şiddet, günümüz toplum yapısında sıkça karşılaştığımız kavramlardan biridir. Bugün hangi televizyon kanalını açarsanız açın mutlaka bir şekilde şiddetle ilgili bir konuya tanık olursunuz. En genel anlamıyla şiddet, kişinin bir başka kişiye zarar vermesi olarak tanımlanabilir. Günümüzde şiddet eylemleri maalesef çocuklar arasında da görülmeye başlanmıştır. Çocuklardaki şiddet eğilimi hem aileler hem de eğitimciler açısından önemli olan ve toplumsal düzeni de etkileyen bir sorundur.

          Türkiye’de gerçekleşen okul saldırıları hem eğitim camiasını hem de toplumu derinden yaralamıştır. Bu saldırılar, toplumsal yaşamda şiddetin geldiği boyutu gözler önüne sermektedir. Bilindiği üzere Türkiye’de iki farklı şehirde okullara silahlı saldırı düzenlendi. Bu saldırılardan Kahramanmaraş’ta meydana gelen saldırıda 1’i saldırgan olmak üzere maalesef 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti. Aslında bu olay, sadece okulda yaşanan bir güvenlik sorunu değil bir eğitim meselesidir ve görmezden gelinen sorunların yansımasıdır. Dolayısıyla, yaşanan bu olayı sadece bireysel bir durum olarak ele almak doğru olmaz. Bunun altında toplumsal, ailevi, psikolojik ve eğitimsel birçok faktörün bulunduğunu söyleyebiliriz.

         Yaşanan bu olay eğitim sistemindeki sorun ve eksikliklerin göstergesidir. Eğitim sadece akademik bilginin aktarılmasından ibaret değildir. Eğitim yerleri olarak okullarda bireylerin sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimleri de desteklenmelidir. Maalesef kalabalık sınıflar, rehberlik hizmetlerinin yetersiz olması ve sınav odaklı eğitim sistemi öğrencilerin duygusal gelişimini ikinci plana atmaktadır. Bunun sonucu olarak da çocuklarda zorbalık, yalnızlık ve öfke hisleri gelişmektedir. Okullar çocukların kendilerini güvende hissettikleri bir yer olmalıdır, ancak yaşanan son olay okuldaki güvenlik tedbirlerinin de yeterli olmadığını bize göstermiştir.

         Eğitim ortamındaki şiddet, sadece okul içerisinde başlamaz. Çocuk şiddet davranışını önce görür, öğrenir ve normalleştirir. Bunda da başta ailesi olmak üzere çocuğun içinde yetiştiği çevre önemlidir. Aile içinde şiddete maruz kalmak, ailelerin uyguladığı disiplin yöntemleri, ailenin çocuğa karşı ilgisizliği, ihmal, istismar ve aile içi olumsuz ilişkiler çocukların ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocukların içine kapanık olması, depresyon gibi duygusal problemler onları şiddete yöneltebilmektedir. Türkiye’de yaşanan okul saldırıları toplumsal yaşamda şiddetin geldiği boyutu gözler önüne sermektedir. Saldırıyı gerçekleştiren, henüz 14 yaşında ve daha önce elinde silahla poligonda görüntülenmiş olan bir çocuk. Bu çocuğun elinde silahla görüntülenmesi ve gerçekleştirdiği saldırı birbirinden bağımsız olaylar değildir. Burada mesele sadece silah kullanımı da değildir. Bir çocuk, neden silaha ilgi duyar? Cevaplanması gereken asıl sorun budur. Bu durumu sadece “merak” ya da “deneyim” olarak geçiştiremeyiz. Özellikle ergenlik döneminde kimlik arayışı içinde olan bir çocuk için silah, gücün göstergesi ve şiddetin kabulüdür. Sosyal medya ve bazı dijital oyunlar, şiddete karşı duyarsızlaşmaya ve şiddeti özendirmeye yol açabilmektedir. Bu da çocukları suç işlemeye teşvik edebilmektedir. Bazı oyunlar çocukları manipüle ederek, şiddet eylemlerini oyun gibi sunmaktadır. Ailelerin bu konularda da farkındalık göstermesi önemlidir. “Benim çocuğum yapmaz”, “sadece oyun oynuyor bir şey olmaz” gibi söylemler istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir.

         Peki neler yapılabilir? Öncelikle aileler çocuklarına model olduklarının bilincinde olarak davranış sergilemeli. Ebeveynler çocuklarıyla daha çok ilgilenmeli, onların gösterdiği davranış değişikliklerini, internette hangi mecralarda ne kadar vakit geçirdiklerini yakından takip etmelidir. Eğitim yoluyla şiddetin ve suçun zararları erken yaştan itibaren çocuklara öğretilmeli. Çocukların kendilerini psikolojik ve fiziksel olarak güvende hissedebilecekleri çevreler yaratılmalı. Ailelere dijital medya okuryazarlığı eğitimi verilmeli. Okullarda öğrencilere değerler eğitimi, problem çözme ve iletişim becerileri kazandırılmalı. Yine okullarda zorbalığa karşı net kurallar koyulmalı ve öğrencilere yeterli psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulmalı. Ayrıca sosyal medya ve dijital oyun platformlarındaki içerikleri kontrol eden devlet destekli mekanizmalar aktif hale getirilmeli. Tabii ki işlenen suçlara caydırıcı yönde cezai yaptırımlar da uygulanmalı.

Sonuç olarak, bu saldırı, toplumsal hafızada derin izler bırakacak bir olaydır. Bu tür olayları önlemek için eğitim sisteminin, adalet sisteminin, toplumsal sistemin gözden geçirilerek eksikliklerinin giderilmesi ve bu sistemlerin birbiriyle uyum içerisinde sürdürülmesi sağlanmalıdır. Toplum içerisindeki bu temel kurumlar aynı zincirin halkalarıdır, dolayısı ile bu halkalardan birindeki sorun diğerlerini de etkileyecektir. İnsanlar nasıl şiddeti öğrenmişlerse, aynı şekilde şiddetten uzak durmayı da öğrenebilirler. Bunu gerçekleştirecek olan da eğitimdir. Unutmayalım ki çocuklar yetiştikleri toplumun bir yansımasıdır, onlar nasıl yetiştirilirse toplum da o şekilde inşa edilir.

Prof. Dr. Nur Yeliz GÜLCAN

Image link
Bizimle İletişime Geçin

Hafta içi her gün 09:00 - 17:00

Size Ulaşalım

Aday bilgi formumuzu doldurun, size geri dönüş yapalım.

En geç 1 iş günü içerisinde iletişime geçiyoruz.