Lefkoşa
İnsan Kaynaklarının Bilinmeyen Yönü

İnsan Kaynaklarının Bilinmeyen Yönü

Personel yönetiminden insan kaynakları yönetimine evrilen süreç, kurumların çalışma anlayışını da değiştirdi. Uzun yıllar boyunca insan kaynakları daha çok idari bir faaliyet olarak görüldü; bordro hazırlayan, özlük dosyalarını tutan ve izin süreçlerini takip eden bir birim olarak tanımlandı. Oysa bu alanın gerçek işlevi bundan çok daha derin. İnsan kaynakları, kurum içindeki insan ilişkilerini, çalışma iklimini ve çalışanların kuruma bakışını şekillendiren görünmeyen bir yönetim alanıdır.

Bir mentor ve T.C. Milli Eğitim Bakanlığı onaylı İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak 2013 Eylül ile 2022 Ocak arasında farklı sektörlerde görev aldım. Bu süreç bana insan hayatının ne kadar değerli olduğunu ve bir yeteneği yönetirken duyguların, inançların ve beklentilerin nasıl iç içe geçtiğini gösterdi.

Bir kurumda İK yalnızca çalışan bulmaz. Bu alanda çalışan birinin, çalışanları gerçekten tanıyabilmesi için yaklaşık üç ay boyunca özlük dosyalarını incelemesi ve birebir sohbetlerle insanları/mizaçları tanımlamaya çalışması gerekir. Çünkü farklı karakterleri tanımak, yapılacak yeni işe alımların doğruluğunu doğrudan etkiler. Çalışanın sizi bir muhatap alması, hatta zaman zaman bir psikolog gibi görmesi aslında kurum içinde güvenin oluştuğunu gösterir.

Yıllar içinde yaklaşık altı bin kişinin hikâyesini dinledim. Çoğu insanın aslında öğüt aramadığını, sadece dinlenilmek ve önemsenmek istediğini fark ettim. Kısa sohbetlerde kelimelerden çok mimiklerin etkili olabildiğini, takdir görmenin ve teşekkür etmenin çalışanların motivasyonunu nasıl değiştirdiğini gözlemledim.

İşe alım sürecinin tamamlanması birçok kişi için sürecin sonudur. Oysa insan kaynakları açısından asıl süreç o noktadan sonra başlar. Yeni bir çalışan kuruma girdiğinde yalnızca yeni bir işe başlamaz; aynı zamanda yeni bir çevreye ve çalışma düzenine uyum sağlamaya çalışır. Bu süreç çoğu zaman düşünüldüğünden daha zor olabilir. İK’nın görünmeyen görevlerinden biri de bu geçişi kolaylaştırmaktır.

Bizler yalnızca yetenek kazandırmadık; farklı karakterleri ve bakış açılarını da şirketlere entegre ettik. Hatalı bir işe alımın yalnızca bir pozisyonun yanlış doldurulması olmadığını biliyorum. Ekip dengesini bozabilir, iş yükü dağılımını değiştirebilir ve çalışma ortamını huzursuzluğa sürükleyebilir.

Bir kurumda çalışanların birbirleriyle nasıl konuştuğu, hatalar karşısında nasıl davranıldığı ve yöneticilerin çalışanlara yaklaşımı çalışma ortamını doğrudan etkiler. Adil olmayan bir ortamda motivasyon hızla düşer ve bu olumsuz hava kısa sürede tüm kuruma yayılabilir. İngiliz iktisatçı Joan Robinson’un 1936 yılında kullandığı “gizli işsizlik” kavramı, bugün üretkenlikten uzak ve mutsuz çalışanların bulunduğu kurumları anlatmak için kullanılıyor.

İnsan Kaynaklarının pek görülmeyen yönlerinden biri de çalışanların duygusal yüklerini anlamaya çalışmasıdır. İnsanlar yalnızca teknik becerileriyle çalışmaz; her çalışan kendi deneyimleri, kaygıları ve beklentileriyle iş yerinde bulunur. Zaman zaman iş yükü artabilir, ekip içinde anlaşmazlıklar yaşanabilir ya da çalışanlar kendilerini değersiz hissedebilir. Böyle durumlarda İK çoğu zaman arka planda devreye girer. Amaç yalnızca sorunu çözmek değil, çalışanların kendilerini güvende hissettikleri bir ortam oluşturabilmektir.

Performans değerlendirme süreçleri de çoğu zaman yanlış anlaşılır. Birçok çalışan bunu yalnızca puan verilmesi olarak görür. Oysa sağlıklı bir performans değerlendirmesi aslında bir gelişim konuşmasıdır. Bu süreçte çalışanların güçlü yönleri, geliştirilmesi gereken alanları ve kariyer hedefleri birlikte değerlendirilir. Eğitim ve gelişim faaliyetleri de bu yaklaşımın bir parçasıdır. Araştırmalar, insanların gelişim fırsatı buldukları ortamlarda daha uzun süre kaldığını gösteriyor. Personel devir oranı ne kadar düşükse, kurumun güven veren bir çalışma ortamına sahip olduğu da o kadar açık biçimde görülür.

İnsan kaynakları çoğu zaman “para harcayan” bir bölüm olarak algılanır. Oysa bu alan gelişim, değişim ve dönüşümün bir parçasıdır. Yetenek kazanımının yalnızca özgeçmişten ibaret olmadığını gördüm. Öyle özgeçmişler gördüm ki konuşacak konu yok; öyle insanlar gördüm ki özgeçmişinde yer yok (!)

Sonuçta sürdürülebilir başarı, insanların birlikte çalışabildiği ve birbirine güvenebildiği bir ortamın kurulmasına bağlıdır. İnsan Kaynaklarının görünmeyen katkısı da tam olarak burada ortaya çıkar.

Image link
Bizimle İletişime Geçin

Hafta içi her gün 09:00 - 17:00

Size Ulaşalım

Aday bilgi formumuzu doldurun, size geri dönüş yapalım.

En geç 1 iş günü içerisinde iletişime geçiyoruz.