Tuhaf bir bayram geçiriyoruz. Her şeyiyle tuhaf. Sokaklar caddeler boş, çarşı pazar zaten boştu, o eski heyecan yok. Bayram heyecanı ve duygusunu kaç kişi yaşıyor çok merak ediyorum. Çocuklar bile bayramın güzelliğini yaşayamıyor. Eve kapanan çocuklar PlayStation’da zaman geçiriyor. Onların eğlenceleri artık sokaktan evin içerisine yani PlayStation‘a hapis olmak galiba.
Çevremizdeki aileler ne durumda?
Ailelerde, toplumda, ekonomik açıdan mı desem, yoksa heyecan kaybı mı desem, ciddi bir enerji düşüklüğü var. Adeta çevremdeki insanlar evlerinden dışarıya çıkmak istemiyorlar. Dediğim gibi tuhaf bir durum yaşanıyor. Bir kere hava muhalefeti bir yana; kışın tüm güzelliği ile devam etmesi aslında sevineceğimiz bir durum. Yağmurlar bereketi ile yağmaya devam ediyor. Çok uzun zamandır bayram heyecanı duymuyorum ama bu kez gerçekten çok daha umutsuz bir hissiyat yaşıyorum.
Çam kese böceği tehlikesi
Geçmişte çam kese böceği tehlikesini gündeme getirmiş ve bu köşede ele almıştım ancak bu kapsamda ciddi anlamda bir savaşın verilmediğini söylemeliyim. Bayramın ilk günü aile ziyareti yapmak için arabama atladığımda bu kez işe yetişmek yerine daha yavaş kullandığım için etrafı süzme fırsatı da yakaladım. Gözüm bir anda Beşparmak dağlarının kuzey yamacındaki ormanlara gitti. Hep yazılıp çiziliyordu ama hiç böylesini fark etmemiştim. Öyle bir çam kese böceği tehlikesi ile ormanlar yeşilden kahverengiye dönüştürmeye başladı ki özellikle Karaoğlanoğlu S bölgesi üzerindeki çamlar tamamı ile büyük bir tehlike altında. Arabamla Girne’nin içinden geçerek Bellapais istikametinde devam ederken , endişem çok daha derinleşti.
Bütün kuzey yamaçlarında ki çamlar etki altında. Bir de ziyarete gittiğim evde özellikle Serdarlı ,Çatoz bölgesinden gelen bir arkadaş, Ulukışla ve civarındaki bütün köylerdeki çamların içinin çürüdüğünden ve komple kuruduğundan bahsetti.
Bir de son yıllarda kuruyan babutsalarının gittikçe yok okuma noktasına geldiğini belirtti. Buradan çevre dairesi ve Başbakanlığa, ayrıca Tarım Bakanlığı’na çağrı yapmak istiyorum. Lütfen bu duruma el atın, bir gün gelecek güzelim çam ormanları tükenecek ve adamımızın sembollerinden olan babutsa bitkisini ve meyvesini bulamayacağız.
Turizmde karamsarlık büyüyor
Geçmişte en azından bayramda dolan oteller bu bayramda rezervasyon iptalleri nedeniyle boş kaldı. Küçük ve orta boylu tesisler zaten kendi kaderlerine terk edilmiş durumda . Çarşı pazar ve sokaklarda insan yok denecek kadar az. Bayram dinamizmi, bereketi gerçekten yok olmuş gibi. Eğer savaş devam ederse bugünü bile arıyor duruma gelebiliriz. Bu sebepledir ki özellikle girdiği maliyetlerinin azaltılması için başta personel, ulaşım, enerji maliyetleri ve giderlerinin tekrardan ele alınması lazım. Bu böyle gitmez gitmeyecek de. Bir yerden patlayacak ama ne zaman bilemiyorum. Bunu söylerken aniden içimde bir haykırış uyandı. En azından sağlıklıyız, kafamıza füze , dron düşme tehlikesi yok. Bu arada bazılarına göre var. Hürmüz Boğazına kara hareketi başlarsa gerçekten artık küresel bir çıkmaza doğru bütün dünya sürüklenecek. Bu savaş öyle üç beş ayda bitecek bir savaş olmayacak. Havadan dolayı çok mu karamsarım? Gerçekten bilemedim. Ama keşke öyle olsa.
