Savaş, haritalar üzerinde çizilen sınırların değişmesi değildir yalnızca. Savaş, bir çocuğun gece korkuyla uyanmasıdır. Bir annenin “Nasıl koruyacağım?” sorusuyla baş başa kalmasıdır. Ve en çok da kendini ifade edemeyen, sesi duyulmayan çocukların hayatının sessizce sarsılmasıdır.
Ortadoğu’da yükselen her gerilim — ister İran merkezli olsun, ister Körfez bölgesine uzansın — en önce çocukların ruhuna dokunur. Fakat bir grup var ki, savaşın etkisini iki kat, üç kat yaşar: işte onlar özel gereksinimli çocuklar.
Travma Her Çocuğu Aynı Etkilemez
Tipik gelişim gösteren bir çocuk bile savaş, göç, belirsizlik ve korku karşısında yoğun kaygı yaşarken;
• Otizm spektrum bozukluğu olan bir çocuk için rutin kaybı yıkıcıdır.
• İşitme yetersizliği olan bir çocuk için kriz anonsları erişilemez olabilir.
• Zihinsel yetersizliği olan bir çocuk için “neden kaçıyoruz?” sorusu yanıtsız kalabilir.
• Bedensel yetersizliği olan bir çocuk için tahliye fiziksel olarak mümkün olmayabilir.
Savaş ortamında ilk aksayan şey eğitimdir. Oysa özel gereksinimli çocuklar için eğitim yalnızca akademik bir süreç değil; terapi, rehabilitasyon, iletişim ve gelişim desteğidir. Bir gün bile aksaması, aylarca geri dönüş gerektirebilmektedir.
Göç ve Erişilebilirlik Krizi
Savaşın ardından gelen göç dalgaları, özel gereksinimli çocuklar için daha büyük bir belirsizlik anlamına gelir. Yeni bir ülke, yeni bir dil, yeni bir sistem…
Erişilebilir okul var mı?
Destek eğitim hizmeti sağlanıyor mu?
Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı devam edebiliyor mu?
Çoğu zaman bu soruların cevabı hayırdır.
Psikolojik Güvenlik Hakkı
Bir çocuğun en temel hakkı güvenliktir. Ama özel gereksinimli bir çocuğun güvenlik ihtiyacı daha somut ve daha yapısaldır. Gürültüye hassas bir çocuk için siren sesleri travmadır. Duyusal hassasiyeti olan bir çocuk için kalabalık sığınak ortamı dayanılmazdır.
Savaş sadece bombalarla değil; belirsizlikle, düzensizlikle ve kayıpla yaralar.
Toplumsal Sorumluluk
Kriz planları hazırlanırken özel gereksinimli bireyler mutlaka hesaba katılmalıdır.
Afet ve savaş senaryolarında:
• Erişilebilir tahliye planları
• İşaret dili destekli bilgilendirme
• Psikososyal destek ekipleri
• Özel eğitim sürekliliği
planın bir parçası olmalıdır.
Çünkü kapsayıcılık barış zamanında savunulup kriz zamanında unutulacak bir ilke değildir.
Son olarak
Savaşın kazananı yoktur. Ama en büyük kaybedeni çoğu zaman çocuklardır. Ve o çocukların içinde en kırılgan olanlar, özel gereksinimli çocuklardır.
Belki de asıl soru şudur:
Biz savaşları konuşurken, onların sessizliğini duyabiliyor muyuz?
