Her gün yeni açıklamalar ve gittikçe derinleşen Orta Doğu’daki neden başladığı tam olarak bilinmeyen bir savaş.
İster buna İran rejimini değiştirmek, ister ülkeye sözde demokrasi getirmek anlamında olsun, hiç kimse başka bir ulusun kendi kendini yönetme iradesini yani“ self determination “ hakkını elinden alamaz. Unutmayalım bu hak bize 1954 yılında İngilizler tarafından adada hala daha sömürge bir ülkenin halkı olmamıza rağmen verilmişti. Modern sömürgecilik ve Amerikanizm.
Amerika kendisini dünyanın lideri görüyor
“ Modern sömürgecilik “ perdesi arkasında sözde ülkelere demokrasi getireceğim diyen ABD ; tüm dünyanın sinir uçları ile oynuyor.
En büyük orduya sahip, sözde en iyi demokrasiye sahip Amerikalılar, küstahça petrolün, kıymetli metallerin, ve elementlerin olduğu ülkelere saldırıyor veya gözünü dikiyor. Bunu Ukrayna, Venezüella, Grönland, Küba, Kanada, ve İsrail’in güdümünde Irak, Suriye , Lübnan ve en sonunda İran saldırıları . Senaryo hep aynı.
Amerika ve İsrail dünyada adeta savaş çıkarmak için at başı uluslararası anlaşmaları hiç sayarak gidiyorlar. Ama nereye kadar? Ta ki gözlerini açıkça Türkiye’ye dikerek alenen meydan okumaya kadar. Bütün bu ezberlerin ve oyunların bozulacağı tek ülke Türkiye olacak. Aslında Türkiye’ye de 2016 yılındaki “FETÖ” darbesini kimlerin yaptığını ve yaptırdığını unutmamak lazım. Hala daha toplumsal yaşamımızın içerisinde sinsice yerleşmiş olan bu insan bozuntuları ve hainler temizlemiş değil. Aldığımız duyumlara göre” FETÖ “ artıkları hala daha var. Hem de yakın ve entelektüel çevrede. Bukalemun gibi kılıf değiştiren bu insanlar güvenlik güçlerinin içerisinde, siyasette hatta ve hatta üniversitelerde varlar ve görevlerine devam ediyorlar. Çok dikkatli olmamız lazım.
İçten çökertilen ülkeler
Dikkat edin, dıştan müdahaleler ile yenilmeyen ancak kendi içinden çökertilen halkları ne kadar zavallı durumuna düştüğünü tarih içerisinde gördük. Siz zannetmeyin ki, CIA , Mossad , MI6 bugüne kadar öldürülen İran komutanlarını, Hizbullah liderlerini kendi becerileri ile bulmuştur. Aslında bu komutanların ve siyasetçilerin yerlerini, nerede toplantı yaptıklarını, kısaca bu insanları satanlar, kendi yanı başında olan” Brütüs “ lerdir. Milyon dolarları bulan ödülleri yenilmişler ve vatanlarını satmışlardır.
Savaş uzun sürecek ve 2026 turizmi Ortadoğu ve Akdeniz’de zor
ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın Orta Doğu turizmi üzerindeki etkisinin kısa sürede ortadan kalkmasının beklenmediği belirtiliyor. Dünya Turizmine yön veren büyük uzmanlar ve şirketler; her gün semalarda uçuşan füzelerin hem turizm talebini hem de uluslararası hava ulaşımını ciddi biçimde etkilediğini ifade ediyor. Oxford Economics tarafından hazırlanan bir rapora göre kriz önümüzdeki sekiz hafta içinde çözülmezse bölgenin turizm harcamalarında 56 milyar dolara varan kayıp yaşanabileceği öngörülüyor.
Tur operatörleri endişeli
Tur operatörleri artan güvenlik endişeleri nedeniyle Mart ayı boyunca paket tur iptal edildi Orlando merkezli seyahat acentesi The Travel Box International’ın seyahat direktörü ve Orta Doğu uzmanı Mo Noubani, mevcut durumun sektör genelinde ciddi bir belirsizlik yarattığını belirtti. Noubani, “Durumun dengelenmeye başlamasından önce daha da kötüleşmesini bekliyorum. Covid-19 pandemisinden bu yana bu ölçekte bir tedirginlik hissetmemiştim” dedi.
Hava ulaşımındaki aksaklıklar küresel seyahati etkiliyor.
Anlaşıldığı üzere durumlar çok iç açıcı değil. Bu savaş öyle bir iki hafta da bitecek gibi de gözükmüyor Uzmanlara göre kriz yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel seyahat akışını da etkileyebilir. İnternational hub ( uluslararası bağlantı noktaları ) tehlike altında.
Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi şehirler uluslararası havacılığın en önemli aktarma merkezleri arasında yer alıyor. Bu anlamda mevcut konum itibarıyla en avantajlı ülke İstanbul olarak gözükmekte. Afrika, Avrupa ve Asya’ya seyahat eden birçok yolcu bu merkezler üzerinden bağlantılı uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu nedenle bölgedeki hava sahası kısıtlamaları, dünyanın farklı noktalarındaki uçuş ağlarını da etkiliyor. Ancak belirsizlik ortamı ne yazık ki hepimizi etkiliyor.
İngilizlerin Kıbrıs’ta yüzde üç buçuk toprak payını tutan Dikelya ve Ağrotur üslerini Amerika’ya açması Kıbrıs Adası’nın da bombaların tehlikesi altında olduğunu gösterdi. Türk düşmanlığı ve bunun neticesinde Fransız donanmasına ait gemilerin Limasol açıklarına demirlemesi , Yunan F16 uçaklarının sözde savunma amaçlı gelmesi , Yunanistan dışişleri Bakanı Kıbrıslı Rum Dendias’ın densiz açıklamaları hepimizin kafasında önemli soru işaretleri barındırıyor . Anavatan Türkiye ilelebet Kıbrıs Türkü’nün her anlamda koruyucusu ve savunucusudur. Bu da böyle biline. Gerçekten yanılmayı çok istiyorum ama galiba bu yıl turizmde gerçekten ciddi kayıpların yaşanacağı bir yıl olacak.
