Lefkoşa
Suriye: Fırsatlar ve Tehlikeler

Suriye: Fırsatlar ve Tehlikeler

Suriye, uzun bir zamandır yaşamakta olduğu iç karışıklıkların neden olduğu sorunları aşabilmiş değil. 2011 yılında başlayan Arap Baharı -aslında zemherî kışı-, Arap ülkelerini derinden sarsmakla birlikte yaraları henüz kapanmış sayılmaz; birçok ülkede, Arap olmayan devletlerde bile iç sorunlar sürmekte. Ayrıca bölge, son dönemlerin en çalkantılı zamanlarına evsahipliği yapmakta.

Soğuk Savaşın sözde sonlanmasının bir sonucu da yeni bir dönemin başlangıcının, bölgenin istikrarsızlaşmasında katalizör görevini yerine getirmesi oldu. Çiftkutuplu dünyadan bence isminin bugün bile koyulmasında zorluk yaşanan uluslararası politik bir atmosfer ortaya çıktı. İsminin koyulması neden zordu? Amerika Birleşik Devletleri, görünüşte tek hegemondu ancak ABD’nin pozisyonuna talip olan güçler de yok değildi. Buna karşın ABD, konumunu bir süre daha koruyabildi.

Suriye özeline eğildiğimizde gördüğümüz, bütün sorunlara karşın reformist bir iç politika izleme niyetinde olan Beşar Esad rejiminin ABD destekli güçlerce devrilmesidir. Herhangi bir bölgede politik istikrarsızlık ve olası bir rejim değişikliği, bölgenin diğer devletlerini bazen uzun yıllar etkileyecek olan zincirleme bir etkimeye neden olur; Suriye için de durum farklı değildi ve bugün de değildir.

Uzun iç çatışmaların ardından Suriye, henüz istikrara kavuşabilmiş değil. Bir yandan hâlihazırda çatışan güçler, diğer yandan İsrail’in Suriye’deki girişimleri, ABD’nin yeni rejimi tanıması, Rusya Federasyonu’nun görece sessizliği, Türkiye’nin politikaları ve tutumu Suriye’nin geleceğini belirlemede önemli konular olarak karşımıza çıkıyor. Pekiyi ülkede yaşanan gelişmelerin Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından eksileri ve artıları neler olabilir? Öncelikle bölgede  yaşanmakta olunan herhangi bir çatışma ya da huzursuzluk, politik, ekonomik ve toplumsal olarak iki devleti de derinden etkiler; bu hususta çoğunluğun hemfikir olduğunu düşünmekteyim. Göç dalgaları, mülteci akınları, sekteye uğrayan ticaret, güvenlik sorunları… Bunlar, her iki devlet için de önemli problemlere yolaçabilecek olaylar ve olgular. Bölge devletlerinden herhangi birinin fazla güçlenmesi de benzer bir etki yaratabilir çünkü bölge ülkeleriyle ilişkiler, bugünlerde ne yazık ki sağlam ve sağlıklı değil. İsrail, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs’ın dışında Suudî Arabistan, Irak, İran, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri birer-birer sorun yaratabilecek devletler. İlk grupla ilişkiler zaten gergin ve gerginliğin nedenlerinden biri de Türkiye Cumhuriyeti’nin Libya’daki taraflardan biriyle kurduğu ilişki ve bu ilişkinin yansıması olan birtakım anlaşmalar. Ayrıca Güney Kıbrıs, Yunanistan, Mısır ve İsrail’in arasında daha önceleri başlamış bulunan bir yakınlaşma da sözkonusu. Gerçi şu sıralar, Gazze’de yaşanan katliam nedeniyle gerilim artış durumda ve temkinli bir zeminde işbirliği yaptıklarını söylemek mümkün. Gazze’deki gelişmelere göre değişiklik de yaşanabilir ama iki devlet, özellikle enerji konusunda işbirliğini sürdürecek gibi görünüyor. Kısacası bu işbirliği ve yakınlaşma potansiyeli, Türkiye’nin de KKTC’nin lehine bir durum değil. Denkleme Yunanistan’ın da dahil olmuş olması ise, zorluğu artırmakta. Gruplaşan bu devletler, güç kazanan tek devletten  daha büyük bir tehlike arzedebilir. Askerî güvenlik açısından da önemli sorunlar doğabilir.

Tablonun kötümserr tarafı aşağı-yukarı bu şekilde, iyimser tarafına baktığımızda ne görürüz? İlk olarak Türkiye’nin Suriye politikaları, bütün risklerine karşın ona geniş sayılabilecek bir hareket alanı yaratabilir. ABD, yalnız İsrail’le değil, Türkiye’yle de işbirliği yapmak durumunda çünkü potansiyeli nedeniyle Türkiye, Suriye’nin yeni rejiminin ayakta kalabilmesi için önemli destekçilerden biri olabilir. Karşı tarafta, Rusya ve İran’ın dahil olduğu bir grup var; bu grubun etkisini azaltabilmek için Güney Kıbrıs-Yunanistan-Mısır-İsrail karesi yetersiz kalabilir ki yukarıda, Mısır-İsrail iliişkilerindeki temkinli gerilimden sözetmiştim, Türkiye bu bakımdan kilit devlet rolünü oynayabilir. Coğrafî yakınlık da bir diğer etken. Türkiye-Suriye ilişkilerinin çokboyutluluğu da bir avantaja dönüşebilir yine bütün sorunlara karşın. Bu neye yarar? Türkiye’nin dış politikada hem hareket alanı hem de güç kazanmasına yolaçabilir. Ekonomik rahatlama sağlama olasılığı da mevcut.

Öte yandan her türlü olumlu senaryoya karşın bölgede yaşanan savaş, iç savaş ve istikrarsızlık, Türkiye’nin zararına olacak. Çünkü komşularının zayıflaması, iç kargaşaya sürüklenmesi ve saldırıya uğraması, Türkiye için de yukarıda sıraladığım güvenlik risklerini yaratacak. Ayrıca bölgedeki devletlerin güçten düşmesi, bir başka devletin aşırı güçlenmesiyle sonuçlanacak ki bu devlet, Türkiye olmayacak. Türkiye yerine İsrail’in aşırı güçlenmesi, Türkiye’nin lehine bir gelişme değil. Böyle bir gelişme yaşanırsa bu, İsrail’in güç dengesi açısından arayı çok fazla açması anlamına gelecek.

Bu durumda KKTC’nin olumsuz sonuçlardan etkilenmemesi de mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye’nin her hâlükârda ne tür olursa olsun istikrarsızlık yaratacak herhangi bir girişimi engellemesi, hem kendisinin hem de Kıbrıs’ın yararına olacak.

Yrd. Doç. Dr. Turan CAVLAN

Image link
Bizimle İletişime Geçin

Hafta içi her gün 09:00 - 17:00

Size Ulaşalım

Aday bilgi formumuzu doldurun, size geri dönüş yapalım.

En geç 1 iş günü içerisinde iletişime geçiyoruz.